2/7/2008 - Üç saç teli...
Be nim kucağımdaSarı çıkana kadar inçe duygular Sarı gidene kadar kalın laflar vardır Benim yüzümde sarı çocukluk Gözlerimde hastalık boynumda dolambaçtır Sarı laflar kadar sararmak kadar Ölümce bir laf kabalığıdır Ele gelmez yüzlerin boya giymez elbiselerin Seslenen garip çığlıkların da Kaçışan günahsızlıkların suyun da Üşüyen adımların kafasın da Aç karnın tok sofrasın da Günahtan sıyrılmış bir helal Başlangıcı renk körü doğum Bu cümbüş içinde kimsenin görmediği Sarı bir intihar ve sevinçlik acı Önce güzel gözler bakması istenen Oda sarı pırıltıların dudaklara çarpmasın da Yok olan, bana göre anlamsız bir beklenti Sarı başlamak mağluptur Toprak gibi olamamak bu ne galiptir Şimdi düşmüşse sarı saçlar Biçilmeli güneş suçlanmalı kainat
Benim sözlerimde siyah olmalı Deli olmalı çıldırmış olmalı diğerleri Kıskanılan her çölde Siyah bitmeli kayalar da Ben genç olmalı su diplerinde hala Giymenin bedeli olmalı Sorgulanmalı haykırışları olmalı Benim üstümde siyah korku olmalı Senin üstünde siyah özlem durmalı Meydanlarda siyah slogan atmalı Küfredenlere ihsas edilecek kurganlar kurmalı Siyaha âşık duran putların duasın da Zamansız arzulara doğma yasağı koyan bedevilik Sonrasına kalan siyah sarıklı bir evliyalık Aşım eşim ve elim boyasız kalmalı Dokunan yansın diyenlerin salkımlarına Bir tek beyazlık saç dikilmeli Tohumsuza meydan kurbanı yüksek tepelerde Boğazlanan karanlığın beyaz köpüklerine Mahsulü şeffaf çocuklar bırakmalı Siyahına küsülen duana Tüm Saçlarım kadar amin Mavisine satılmamış her beyaz kadar Bende seni seviyorum Kirlenmeli kalplerin ithal kurgusun da Finali çekilmemiş hayalin Dipnot düşen son sayfasında buluşmalı Yürümeli Hızır hikayelerine inat Bitirmeli kalpsiz renklerin kahrını Senle siyah nokta olmadan Beyaz virgüllere yollanmalı Havuz kabinlerine sığınan temizlenmek Mürekkebi kurumadan dağılmamalı Siyah karışımlar yapılsın emri ver sultanım Bu zamana göçsüz geçen ömre Birde taht sularını yalayan parıltıların Tabutsuz vasiyetine çekilen beyaz çizimlerime Şimdi eller kadar terleyen beyazlar Yıkılan toz bulutunda yıkamak için dokunsa Ölen her cesedin bir tek şanslık üfleme hakkına Beyaz bir dua kadar düşünülmüş olsaymış demeden Kaçan her solgunluk için Beyazıma dokunma gözleri koyudan kaçmış…
|