8/6/2008 - /Budaksız hayalimin felsefesi/
 Hiçbir şey yapamazsam karışıklığı daha karışık hale getiririm.
Kirpiklerine boyanmış gökyüzüne yolculuk Sürülmüş toprağa inat müjde götürür nem bebeklerine Toprak ayrımına ekilmiş küçüklerin havası değil bu mevsim O zamandan bu zamana gelen bir doğa barışı yoktu Şimdilere düşen acemi bir barış, görülen rüyanın adıdır. Damla mirasyedisi bu havada bir yaz manzarasına havalı Son siparişi kayıt dışı seçilmiş umudun bu havası Yazın açmaya niyeti olmayan bir yıldıza tapışı İlahi olanın, karanlığın aydınlık havasına vedasıdır. Havasız kalbi boşluktu güneşin elin de; eşitlik olsa Düşse havaya, bir yol üzerine bir kalem kirine Bir dağ yamacı bir mektup ıslaklığına bir gencin onuruna Yüklenen bütün bu hayallerin sırtına bir ümmet eklense Şimdi söylese ilahi mazlumun kirpikleri; fırtına esecek Yollara düşülür ve kan izi takibe alınır; şimdi korku ile yürü Mazi cesaretine son verilmiş biz cahilliğin de Şubatların soğuğu ocağın ahlakını geçmiştir. Mevsimlik mahsullere kalan kutsi manzara Yüzyıllık adım sonrasında çekilen fotoğrafın Geleceğe yönelmiş vatan, bayrak emanetine devir teslimidir. Mekke den kalkan put mesleğine şimdi Kâbe sahip çıkar Kalbim diyorum ey çocuk! Kalbim beni sattı bak bana şimdi Kovulduğum gururdan değil yürürken acıyan gözlerimdendir Ey çocuk ben düştüm sen devam et; ama o ne! Adımların da tırmanılan her yokuşun, yıldız bağlarına sır saklanır Bu sırrım avucuma üşüşen hüzün yumağın da, çağdaş gölgenin Geleceğe satılan bir kaybın, modern çıplaklığıdır. Şimdi düğüm mezarda mı yoksa hayatta mı?
|