EsVeruN

17/4/2008 - Anayasamızın Annesi Dar'un nedveye selam olsun...

Kategori: Makele

Anayasamız annesi dar’un nedveye selam olsun…

Hakimiyet,güç,sistem.Zorba,kuralsız ve taassupçu zihniyetin öz evlatları.Tarihin tozlu rafların da  yasakçı zihniyetin takipçilerinin bu üçlüyü her zaman koruduğunu ve bunlara sadık kaldığını görüyoruz.Orta doğu,doğu,Arabistan,Afrika,Anadolu bugün belki de en büyük sıkıntılarını bu sürecin içinde yaşamıştır.Ayrı,farklı ve yeni bir zorbalık süreci yaşamıyoruz bu sürecin içinde her daim şartlanmışlık,baskı,hoşgörüsüzlük olmuştur aynı zamanda özgürlük,hür fikirlilik dışlanmıştır.Günümüz tablosu geçmişten farklı değil şekil anlayışının değişikliliği ile karşı karşıyayız.Toplum ve bireyin kafasında ki dünyanın maruz kaldığı her türlü saldırının sonucu bölünme ve parçalanma olarak tabanın mutsuzluğuna sebep olmaktadır.Bu durum elit tabaka önceliğinde grupların tanımı ve hakimiyet mücadelesini sergilemektedir.Güncel grupları sıraladığımızda:

1-Kemalizm ve laiklik

 

2-Sosyalizm ve onu savunanlar (azınlıklar)

 

3-İslam hakimiyetini isteyen kuran ve sünnet takipçileri

 

4-Arada kalmış kararsız ve tutarsız kitlenin varlığını da kabul etmek gerekir

Bu ayrı görüş ve fikriyatın hakim olduğu insanlar aynı vatanın aynı toprağın insanıdır ve en çok canı yananda bizlerizdir.Birlik ve beraberlik düşüncesinin çoğu zaman bedavaya gittiği politik kavganın bize kazandırdığı bir şey yok hiçbir zamanda olmadı.Bu toprakların şahit olduğu kavga sadece bu değil; kardeş kavgası,toprak kavgası,mal kavgası;bugün ise bu kavgaların en büyüğü menfaat kavgasıdır ki ideolojilerin ve fikir müdavimleri menfaat uğruna zorbalığın,gücün hakimiyetin bayraktarlığını yaparken altta kalanların canı cıksın oyununun büyümüş hali ile karşımızdadır.Parti kapatılması,yasaklanması,dışlanması aslında akımların,düşüncelerin ve seküler zihniyetin menfaat kapılarının zarar görmesini engelleme gayreti ve çabasından başka bir şey değildir.Parti,kurum ve kuruluşlar bu menfaatin koruma cabası için hakimiyetin adıdır.Bir ülke düşünün menfi düşüncenin baskısı altında hakimiyetini kaybetmişse gücünü halkın sahip olduğu tüm imkanları tekele almak ile sağlanmış ve bu iki otoriter vasıtanın devamı da sistem adı altında benliğini tamamlamıştır.Siyaset adını bu üçlünün demokrasi yalanını gözü kapalı yemesi ile almış araçlar  ve vasıtalar amaç olmuş halk’cıl,insan’çıl,hak’çıl kavramları ile düşmanın zaman saldırısı karşısında yenilgiyi kabullenmiştir bu yenilgi bize acı onlara ise kazanç sağlamıştır.Diğer grupların özgür düşünce ve eylemi kolay sağlanamayacaktir.Bu gruplar içerisin de yine en şanslı olan taraf İslami kesimin siyasete yansımayan yüzüdür.Bu çok ayrı bir acılım gerektirmektedir.

 

 

Günümüz politik ve askeri birliktelik  kavgalı olduğu yada sevmediği diyeceğimiz düşünceye  kat’ı , sert ve zorba olarak davranarak farkında olmadan tarihi  ile de girdiği bir ihanetin temsilcisidir.Hakimiyet ve gücün kayba uğradığı şu zamanda sistem koruma kalkanını devreye sokmuş gerekli müdehaleyi ne pahasına olursa olsun yapmış sorumluluğunu yerine getirmiştir.BU sürecin sonu halkın tepkisel cevabına bağlıdır.Bu cevap verilen bu mücadeleyi anlamlı kılacak aynı zamanda bir coğunluğun kabulu resmi olarak benimsetilecektir.Eğer bu kavgada kazanan taraf şuan mağlup olan taraf olursa kullanılan bahanelerden biri olan İslami siyaset mi devreye girecek yoksa bu çarkın devamına bu düzenin dış destekli ağabeylerinden korkulup ses çıkarılmadan devam ettirilmesine imkan mı tanınacak.Kısa vadede görünen yüzün arkasında çok daha farklı bağımlılık yolları arandığına inanıyorum…

 

SBIYIK

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2008 - Modern abi ilkel kardeş...

Kategori: Makele

Modern ağabey ilkel kardeş... 1

 

Modernite,modern düşünce,modern duygu,modern üslup modern vs vs…Modernite dedikleri şey bize yararlı ne getirdi?Nedir teknoloji mi yararlı? Yaşam mı farklı(bugünde yemek yer su içer yaşarız geçmişte ta öyleydi)İnsan hayatinin hangi noktasına ışık tutmuş? Olmayanı ortaya çıkarmış sadece zehrin karşısında panzehir olarak var olmuş hiçbir zaman zehir olmadan var olamamış. Bir şey bu denli yararsız olup bu denli nasıl yaygın olur? Din, sosyal, siyasi, ekonomi vs hayatimizin ikame noktasında ihtiyaç duygudugumuz her şeyin içine öyle yerleşmiş ki insan kendiliğinden suyu bulandıran şeyin adini söyleyebiliyor. Tahammül sınırlarımızı zorlayan şey insanca olan her şeyin bu bulaşıcı hastalığından etkilenmesine değil “din”in modernizenin karşısında hırpalanmasıdır. Hırpalanmanın yanı sıra modernite dini ihtiyaç haline getirdiği insanın kavramla rinada bir savaş açmış oluşturduğu boşlukla ikilem buhranını tattırmıştır. Literatürde modernice gözüken suçlu ama özde bu kavramın anne ve babası “nefes” ve “şeytan”dır. İlamdan bağımsız bir düşünce ile hemhal olamayacağımız için islimin öğretilerinde bunun var olduğunu görüyoruz. "Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems Suresi, 7–10). "Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz." (Kaf Suresi, 16). "Kim Rahman (olan Allah)in zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur." (Zuhruf Suresi, 36).Rabbimizin çizdiği yolda mazhar olduğumuz her türlü insanca üretimin fikri ve ideolojik yanının kaynaklarının nefis ve şeytan olduğunu görüyoruz çünkü insanoğlunun her türlü davranışının karşısında bu ikili vardır.Sıratı müştekim yolunda şeytan ruhun özgürlüğünde nefes. Bugün ikilinin varlığını bilerek kavrayışımızın gücünü korumalıyız. Suç belli çözüm belli lakin entel züppelerin bu kavrayıştan uzak olmaları hasebi ile İslami zamana uydurma, İslami zamanla beraber alma hatta güçleri yetse islimin sabiteleri yerine cağın yaygınlaşan değerlerini koyma cüreti ve cabalarii dinin hırpalanmasının en güzel örneğidir. Dinlerin ve değerlerin artık yeni olanı makbul ve doğru eski olanı ise yalnız, bozuk ve değersizdir. Hâlbuki özümüzün makul çizgisinde nefes ve şeytan kölelerinin putlarına ne denli sadık olduklarını görmek onların ilamdan uzak olduğunu gösterir. Bu topluluk böyleyken bizim alacağımız saf çok önemlidir maalesef bu saf sık değil parça parça bölük bölüktür. Modernite çıplaklık, skülerizm, kapitalizm ve yenilik yaması saflarımızın arasında omzumuzu aşmaktadır. Bu düşüncenin takipçileri kalabalık bir kitle olunca bizim safları sık tutmamız dahada zorlaşmaktadır. Tutunacak dal, sarılacak bir el aradığımızda Allah daima sonda akla gelir ama onunla bu yola çıktığımızda: "Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler." (Rum Suresi, 30): "Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir." (Nail Suresi, 99-100)..

Rabbimizin korunma ve sabit kalma yolu bize her daim kar getirir ki eğer” inanıyorsanız galip gelecek olan sizlersiniz”Diyen rabbimizin fiziki bir baskının yani sıra zihin dünyasına acılan bu savaşın da çözümlerini belirttiğini görmeli ve ona sımsıkı sarılmalıyız.Bugün durum ve olaylara göre hüküm verilmeden önce sabitelerimizin ne olduğunu bilip hayatı ve yaşamı dolayısı ile içindekileri de bu yolla savuşturabiliriz…

 

Sefa BIYIK…

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2008 - Okumak ögrenmek midir ?

Kategori: Makele

Her okumak ögrenmek midir ?

 

Okuma sanayisine cırak olarak girme temennisi ile…..

 

Okumak kolay iş, anlamak sıkıcı iş, okudugunu yaşamak ise zor iştir… Dünya tarihi varlıgını ilkel ve medeni seviye ayrımında sürdürüyorsa bunu okumaya borçludur. Birikim, aktarım ve karıştırarak kullanım. Geldiğimiz zamanın en ücra köşesinde bile, önce bireysel sonra toplumsal okuma ile bir bağ içindeyizdir…Fikirler,ideolojiler ve düşünce sistemleri okuma ile ortaya cıkmış,okuma ile devam etmiştir.İnsaniyetin hayat buldugu bu okumanın önemi ve degerinde saklıdır.Okumanın önemi anlatilabilecek bir durumda degildir yaşanılan bir hayatta o önemini tarih ve şimdi ile kendi icinde korumaktadır.Okuma bir hayattır;detayında yaşamı okumaktır, hayatı, tecrübeleri, olgunlukları okumaktır.Dolayısı ile bir hayat önemine ömür bilincine layıktır. Okumayı sayfa ve kalem ilişkisinde degerlendirdigimiz zaman ortaya çıkacak tablo hayatın ayet ayet ibretlik ve duruş belirleme sorumlulugundan uzaklaşmış oluruz bu durumda biz okumak ve öğrenmek kavramlarının gerçek anlamlarını vermektende uzaklaşmış oluruz. Bilgi ve ilm sahibi insanlara bizler okumuş deriz, bir eğitim kurumundan mezun olmuşlara  okumuş deriz hâlbuki bunu yanlış söyleriz. Bu kişiler okumamış sadece öğrenmiştir; diyeceksiniz ki nasıl? Şöyle ki bu kurumlarda okuma yapılmaz dinlenilir, anlatılır, gösterilir, denettirilir, konuşturulur ve bütün bunların sonucunda ortaya çıkan durum şudur kolaylaştırılmış öğrenmedir. Bu öğrenmenin üst yelpazesi okuma değil sadece aktarımdır. Günümüzde düşülen bir yanlış bu duruma okuma ve okumuş kavramlarını vererek değerlerimize karşı uygulanan yaklaşımın içini

Boşaltmaktır. Okuma ve öğrenme çok farklıdır…

 

Okumak: Korkmaktir, düşünmektir, yaşamaktir, anlatmaktir, inanmaktır, güvenmektir, bilmektir,

Fark etmektir. Okumak ALLAHI bilmektir.

 

Öğrenmek: Var olanın adini bilmektir, etrafında dönen olayları kavramaktır, isim koymanın yolunu bulmaktır, okumayı keşfetmektir. Allaha bildikten sonra nasıl yaşanılacağıdır.

 

Toplumumuzun inşasi icin yapilan istatistikî kurumlarda belirtilir okuma kültürü az olan bir toplumuz, okuma seviyemiz çok az diye; aslında bu yanlış telaffuz edilmektedir. Bizim öğrenme kültürü ve öğrenme seviyemiz azdır burada okuma değil öğrenme söylenmeli. Diyebilirsiniz ki her öğrenme okuma ile olmuyor mu? Hayır, her öğrenme okuma ile olmuyor öğrenmelerin sebeplerini saydığımızda: İhtiyaç, zaruret, kazanmak, korumak ve sahip çıkmaktır. Bütün bu Sebepleri okuma ile anamazsınız. Yalnız okunarak öğrenilen şeyler sadece kâğıtlardır bu ise kesinlikle birbiri ile bağlantı kurdurmuyor kavramları dolayısı ile her öğrenilen şey okuma ile olmuyor.

 

Okuma nedir? Rahman kuranda "İkra!" derken neyin okunmasını istiyordu? Yaşadığımız hayatta bizim en çok neyi okumamız gerekiyor? Etrafımızda ki nesneleri-olayları bizler bir ibretlik, bir ders, Allah’ın ayetleri olarak ele almıyor muyuz? İşte bu bir okumadır Allah'ı bulduracak her yolun başında okuma vardır. Allah resulünü tebliğ yaptıran şey “Oku!” diye başlamadı mı?

 

"Bizim, onlardan önce nice nesilleri helâk etmiş olmamız kendilerini yola getirmedi mi? Hâlbuki onların yurtlarında gezip dolaşırlar. Bunda, ebetteki akıl sahipleri için nice ibretler vardır.” (Taha; 128).”

 

"…Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır." (Nahl, 10-11)”. "Siz hiç düşünmez misiniz?" (Ali İmran, 65 )

"Bir düşünebilseniz" (Şuara, 113)

"Kuran'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!" (Müzemmil,4)…

 

 

 

Ayetleri incelediğimiz de okumanın aslında öğrenmek değil düşündürmek, aklı kullandırmak ve ibret almasını sağlamak için söylenildiği sonucuna varmamak içten bile değil. Dolayısı ile Rabbimizin bize verdiği bu emanetin en temel kuralı okumaktır okuyarak rabbi bilme, onu anlama, onu sevme ve ona sımsıkı bağlanmaktır. Okumalarımız bizi ona götürmüyorsa bu öğrenmedir. Çünkü insanoğlu okuma kavramının içini doldurabilecek düzeyde bir şey ortaya koyamamıştır. Bu yüzde bu kavram Allah ile anlam bulup onunla devam edecektir. Bu açıklama ile her öğrenme kesinlikle okuma değildir. Öğrenmelerimizin adini okuma koyarak ilahi olan bu kavramı boşa kullanmayalım…

 

Hayatı ve yaşamı kuran ile okuma duası ile…

 

 

Sefa BIYIK ...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2008 - Entellektüellik alimligi döver mi? ….

Kategori: Makele

Entellektüellik  alimligi döver mi? ….

 

 

Zaman ve mekan degişiminin izlemiş oldugu sürecin arkasindan böyle bir sonuc beklemek,bu sonucla karşılaşmak şaşırtıcı olmamalı.İslam ilm tarihi alim olabilmenin ne kadar zor oldugunu ortaya koyarken bugün bu zorluk yerini ucuzluga ve modelsizlige bırakmıştır. Cagdaş zihniyetin ortaya koydugu kurumsal ve kagıt parcalarindan oluşmuş yapma ve zorlama entellektüellerinin degeri ve önemi “alim”lerimizin degerini gecmiştir.Her iki kavramin acilimini yaptıgımiz da: Entellektüel basit bir şeyi karışık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor bir şeyi kolay.” - Charles Bukowski, “Entelektüel, belli bir topluluk için ve o topluluk adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, nesnel hale getirme ve ifade etme yetisine sahip olan bireydir.” - Edward Said; Alim olanlar ki, bunlardan maksat müctehidlerdir, ictihad derecesinde alim olanlardır, bunlar herhangi bir müctehidi taklit edemez, onun ictihadına uyamazlar; vakit ve imkan elverdiği takdirde her meselede kendileri ictihad etmeye mecburdurlar. Bazı engeller varsa bir kısmında ictihad, bir kısmında taklit yoluyla da amel edilebilir (H.karaman)…Bakıs acısı saglam olunca yorumda o denli oturuyor.Bir cogu entellektüelligi yorumlamiş ortaya koydukları sonuc bir şey üretemeyen sadece gördügünü ifade eden ve yorumlayabilen bir kişilik;alimler ise hüküm cıkaran,kural koyabilen ve taklit yapmayan kişiler.Entelleüktellik eline kalem aldıgı zaman zamanı cizer,mekani cizer acık analizde siyaset,askeri ve ekonomi  söylemler üzerine bir sürecin has elamanidir.Alimler ise yasama, gecmişi gecitirip,gelecegi tanıştırıp hak olani uygulayabilenlerdir.Bu zaman entellektüelleri gazete,tv,dergi vs gibi kültür elamanlarinda boy gösterirken alimler yaşamın en fakir alanindan en zengin alanina dagılabilmektedir.Hayatın neresine el atsak boy ölcüsemeyecek farklar ortaya cıkmaktadır.Beslenmeleri yanlışken saglıkları nasıl imrenilecek halde olsun.Biri kuran digeri zaman cocugu büyüyünce hangisi alim hangisi entel olur.Bu halde bile korkulacak kısım sudur ki alime entelektüel,entelektüele alim diyen cahil kesim alime Müslüman entelektüel diyerek kavramsal yenilgiyi farkında olmadan benimseyerek başkalaşma sürecinde teslim olmaktır.Birey bilincinin tam oturmadigi bu zihinlerde toplumsal mutabakat kavram üzerinde saglanamamaktadir.İşte entelektüellerin  avantaji buradadır ve hayranlari cahillerdir.Yabancılaşma sürecinde ilk olmanin meyvesini gerek dilde,gerek giyim,gerek duruşta yabancılıkla entelletüel damgasina sahip olmalaridir.Bu durum yabancılasan insanmizin agzina bal sürülmesidir.Dolayısı ise bunların en büyük ögretmenleri degişen ve yenilenen hayattırKaynaklara vurdugumuzda birinde din digerinde ise cagdaş zaman ve mekan cıkar bu durumda tam bir mutabakat saglanamaz dolayısı ile alimle entelektüellik bir degildir.Cünkü alim sabit durdugu halde geleni duruşuna uyarlar;ama entelektüeller ise kendini gelene uyarlar ve ne toplumu nede kendisi ise saglam bir irtibat halinde olamaz.Daha bugün bile entelektüellik yerini entel züppelere birakmiş kendi icinde parcalanmıştır…Toplum zamaninin ve cagının etkisinde kaldıgı icin bu zmanın meyvelerini daha tatli bulmaktadır;lakin hangi topluluk gecmişi ile kopuk bir gelecek inşasında zamanin ustalarina güvenebilir ki?Kaynak ve sunum yanlış sonuca götüren yolda fikir akımlarinin peşinde medeniyet dedikleri modernizimin kölesi olmuş insanciklarin alimligi anlamasini gectik;ama müslümanlarin degerlerinin ihtiyac duymadıgı zamana bu denli mahkum olup mahkumiyeti her alanda tatmalarini anlamak mümkün degil…

 

Sefa BIYIK....

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2008 - Cami önünde egilen katedral...

Kategori: Makele

Cami önünde egilen katedral…

 

İslam sanatini caga ve zamana vurarak deger ve önemini yıkmaya calişan zihniyetin bugünler de dillerinde ki cümle “sanatsal ivmenin İslam adina sürecini tamamladigini yerini bati kontrolune bıraktıgı cümlesidir.”Kültürel süreci,etkileşimli gecen karanlık cagın yankilarinin kendi zihinlerinde cevapsiz kaldigi şu zamanda böyle bir kıyaslama yapmak herhalde maglubiyetin ifadesidir…Bugün İslam sanati sapasaglam ayakta tarihin yıkıcı gücüne karşı durmaktadir.Bunun en büyük sebebi ise İslam sanatinin din üzerine inşa edilmesi ve insan ile kutsal olan arasinda saglam bir cizgi ile cizilmesidir.Bu cizgi herkesin İslam, sanati engelliyor safsatasina ilgi duymasina yol aciyorsa cahilligimizin ürünü sahtelikleri dogruluyoruz demektir..Su farki iyi görmeliyiz; İslam bizi korudugu gibi maneviyatimizi da yaptıklarimizdan da korumaktadir.Sanatsal süreci takip ettigimizde iddiam şudur ki İslam kadar sanata özgürlük veren bir din ve yaptırıma teşvik eden başka bir güc yoktur.Bu konuda İslami akideye göre sinirlar belirlenmiştir cünkü islamda sanat sanat icin degil sanat Allah icindir buda olmas gerekendir zira beserin sinir koymaktan aciz oldugu arzuları,duygularının yanında sanatta koyamadıgımız sınırın vebali şirk,puperestlik ve inkar ile isyan olur.Kuran bu sınırı her iki türlü cizmiştir. "Rabbının yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et." (Nahl, 125).Onlarla en güzel şekilde mucadele et elindekini kullan,degerlendir sahip cık ve bunu ortaya koy göster.Bu süreci takip İslam sanati ortaya: 1.Mimari 2.Minyatür 3. Hat ( Güzel yazı ) 4.Tezhip 5.Oymacılık 6. Kakmacılık 7.Sedef işlemeciliği 8.Çinicilik koymuştur.Kısaca İslam sanata ahlak elbisesini giydirmiştir.Bu sınırı cizen rabbimiz zaten en güzel sanatcidir.Yaratıcısı güzel olan neden cirkini istesin yarattıgından:Muhakkak ki biz insani en güzel surette yarattık(tin 5)Size suret verip,suretinizi en güzel şekilde yaratmıştır dönüş onadır(tegabün3).Allah resulu buyuruyor;Allah temizdir,temizligi sever,Allah güzeldir güzelligi sever,merhametlidir merhametliyi sever,cömerttir cömertligi sever,sacınız varsa temiz tutunuz Yahudilere benzemeyiniz demiştir(Tırmizi).Böyle bir ilahin kulu olarak bizler güzeli her daim yapıcısı ve savunucu olmalıyız.Buradan yola ciktigimizda İslam sanata ahlak giydirmiş ve onu korumuştur.İslamin yasaklarina baktigimizda:1-resim yasagi,2-heykel yasagidır.Burada Allaha şirk koşmak,putperest zihniyetin tekrar dogmasini engellemek,insana tapınan zavallaşan köle zihniyetini ortadan kaldırmak istemiştir.Bunun ne kadar dogru oldugunu Avrupa sanatcilarinin yaptıklarinda görüyoruz.Michelengelo nun musa heykelin de kişi kendisini öyle kaptırmışki artık heykele dönüp diril,can bul demiştir.Bu basit bir örnektir devaminda bunun önüne nasıl gecebilir insan.Hristiyan sanati islamdan etkilenmiştir hristiyanlıkta belirleyici olan din degil dindar insanlar olmuştur.Tasvirkiricilik,ikonaklazma dönemi,Latin istilasi Bizans ve roma sanatinin devamini kapsayan daha dogrusu batının adimlari bu temel sanat ögretilerinde o kadar cok parcalanmışlık varki ortaya bir bütün olarak sanat koymaktan acizdirler.İslamla kıyas yapıldıgında belli sabiteler ve sebebleri ile ortada da sagalm bir sanat anlayışı göreceksiniz.Bu durumda mimari,sosyal ve geri kalan her türlü sanat yönlerinde islamin ahlaki,dusturu ve koruyuculugu İslam sanatini hiçbir zaman silenmeyecek bir konuma getirmiştir.Bugün batinin yaptıgı ahlak ve manevi sömürü maalesef sanatta da almış başını gitmiştir.Cinsellik,kadin ve erkek heykel ile resmi sanatın icinde vazgecilmez olup insanlar boyunlarını o eserlerin karşısında bükmek zorunda kalmişlardır.Bugün sanat adı altında heykeller ölüm cezası sonucu ile korunmuyor mu?Bunun mekkede ebu cehilin evinde olan puttan farki nedir?.Bugün kücük bir kıyaslama icine grdigimizde :

 

1-Bizde sanat ruhun sevdigidir,batı da ise sanat maddenin ve şeklin sevdigidir.

 

2-Bizde sanat Allah icinken ,batıda sanat kul icindir.

 

3-Bizde sanat güzel olanın ahlaki ile ilgilidir,bati da ise sanat güzelin ahlaksizligina düşmüştür.

 

4-Bizde sanat acziyettir,batıda ise sanat büyüklük ve yüceliktir.

 

Bu kısa incelemeden sonra bugünün ve yarinin nesli İslam sanati karsisinda kendinlerine yeniden ceki ve düzen vereceklrdir.İci boşaltılmış degerler cöplügü olmaya onlarda daha fazla dayanamayacaklardır.Son sözüm ise Katedrallar cami önünde egilmeye mahkumdur..

 

Sefa BIYIK…

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Gönlüme düsen "ah"ın kabza siperi harfler,kelimeler,cümleler.Bir ben bunlardan ibaret bunlar benden ibaret...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

zemheriedebiyat
edebiyatfm
griya
esrariask